21 Haziran 2010 Pazartesi

Dikkat Eksikliği - Hiperaktivite Bozukluğu

TANIM VE TARİHÇE

Eski dönemlerden beri çeşitli kaynaklarda hareketli çocuklar dan bahsedilmektedir. Birinci Dünya Savaşı sırasında oluşan Influenza Pandemisi sonrasında çocuklarda gelişen davranım sorunları ile hareketlilik arasında bağlantı kurulmaya başlan-mıştır. Ilk zamanlarda aşırı hareketliliklerine atıfta bulunularak Minimal Beyin Disfonksiyonu, Hiperkinetik Sendrom gibi tanım-lamalar yapılırken, 1980’lerden itibaren tabloya dikkat eksikliği-nin de eşlik ettiğine vurgu yapılarak Dikkat Eksikliği - Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olarak adlandırılmaya başlanmıştır.


YAYGINLIĞI VE NEDENLERİ
DEHB, dünyada okul cağı çocuk-larında %3-5 arasında görülmektedir. Yapılan çalışmalarda çocuğun yaşamış olduğu sosyal çevrenin, anne-baba davranış şekillerinin ve genetik temelin hastalığın gelişiminde önemli rolleri olduğuna işaret etmektedir.


KLİNİK ÖZELLİKLER
DEHB belirtilerin 7 yaş öncesinde başlaması gerekmektedir. Belirtileri 3 ana grupta incelemek gerekmektedir.

1. Hareketlilik
Yaşına göre beklenenin üzerinde hareketlik olmasıdır. Sınıf içerisinde kalkıp dolaşmaları, arkadaşları ile konuşmaları, onlara silgi fırlatması görülmektedir. Evde konulan kurallara uymakta zorlanmaları, dolaplara tırmanmaları, koltuk üzerinde sekmeleri sık şekilde görülmektedir. Anne babalar evdeki durumu bazen “motor takılmış gibi” şeklinde bahseder. Bazen uyurken bile hareketli oldukları görülmektedir.

2. Dikkat Eksikliği
Dikkat süreleri yaşlarına göre beklenenin altındadır. Özellikle sürekli dikkat gerektiren konularda dikkat eksikliği belirginleşmektedir. Derslere kendilerini
vermezler ve dersin ilk 5-10 dakikalık kısmın-dan sonra ders harici aktivitelere yönelirler. Ödevlerlerini tahtadan tam geçiremezler. Unutkanlıkları sık görülür. En sık ödevlerini, eşyalarını ve kıyafetlerini unuturlar. Dikkat eksikliği bazen çocuğun motivasyonuna bağlı olarak TV seyretme, bilgisayar oynama gibi aktiviteler sırasında minimal düzeyde görüle-bilir veya hiç görül-meyebilir.

3. Dürtüsellik (Impulsivite)
Kendisini kontrol etmede zorlanmaktadır. Aceleciliği, sırasını bekleyememesi, isteklerini erteleyememesi, konuşmaların arasına girmesi, sırasını bekleyememesi sık şekilde görülmektedir.


TANI VE TEDAVI
Tanısı ve tedavisi Çocuk ve Ergen Psikiyatristi tarafından yapılmaktadır. Değerlendirmenin detaylı yapılması için öğretmen görüşüne de ihtiyaç duyulmaktadır. DEHB’nin okul belirtilerinin araştırılmasına yönelik sınıf öğretmeninden öğrencinin sınıftaki durumuna yönelik bilgi istenmektedir.

TEDAVİ HEDEFLERİ
Günümüzde ilaç tedavisinin Bozukluğu yanı sıra anne-baba eğitimleri ve çocuğun dikkat eksikliği ve hareketlilikle baş etme becerilerinin arttırılması hedeflenmektedir. Bugün Amerika, Ingiltere ve Türkiye’de yayınlanan kılavuzlarda ilaç tedavisine ek olarak çevresel etkenlerin de düzeltilmesi gerektiğine
vurgu yapılmaktadır. Annebabaların, ilaç tedavisi ile madde kullanımının arttığına
dair endişeleri bulunmaktadır. Yapılan çalışmalarda ilaç tedavisi ile madde kullanımının artmadığı aksine azalttığı tespit edilmiştir.

Counter

Counter
Free Counter

Otizm

Otizm, 1943 yılında Leo Kanner ta-rafından tanımlanmıştır. Otizm genel olarak; toplumsal etkileşim ve ileti-şim alanlarında belirgin geriliğin ve yineleyici davranışların ve kısıtlı ilgi alanlarının olduğu bir rahatsızlıktır.
Yaklaşık olarak 1000’de 1 oranında gözlenmektedir. Erkekler-de 4-5 kat da-ha sık görül-mekle birlikte, kızlarda daha şiddetli seyretmektedir.


NEDENLERİ
Tanımlandığı günden beri bu konuda çeşitli teoriler ortaya atılmakla bir-likte kesin nedeni henüz saptanama-mıştır. İlk dönemlerde Aşılar ve Ağır Metaller (Kuşun ve Civa vs) gibi kimyasal maddeler ve Soğuk Anne Modeli gibi psikolojik etkenler suç-lanmıştır. Son dönemlerde yapılan çalışmalarda genetik faktörlerin ön planda olduğu saptanmıştır. Yapılan ikiz kardeş çalışmaları ve kromozom analizleri de genetik temelleri destekler niteliktedir. Ayrıca Mental Retardasyon, Tubero-skleroz, Frajil-X sendromu ve Epilepsi gibi rahatsızlıkların sık şekilde görülmesi genetik temele işaret etmektedir.


KLİNİK ÖZELLİKLERİ
Otizm, 3 yaşın-dan önce baş-layan ve 3 te-mel alanda problemlerin görüldüğü bir rahatsızlıktır.

1. Karşılıklı Sosyal Etkileşim
Çocuğun etrafındaki kişilerle etkileşime girmediği, akranları ile karşılıklı oyun oynamadığı, anne-babasının seslenmele-rine tepki vermediği görülür. “Ceee” gibi oyunlara katılmadığı gözlenir. Yüz ifadeleri duygusuzdur. Göz teması kısıt-lıdır. Etrafındakilerle mümkün olduğun-ca fiziksel temas kurmamaya çalışır. Özellikle bebeklik döneminde anne ba-basının rahatlatılma davranışına kapalı oldukları görülür.

2. İletişim
Konuşma yeteneği ya gelişmemiştir yada çok kısıtlıdır. Konuşabilenlerin daha çok anlamsız kelimeler kullan-dıkları görülür. Karşılıklı iletişimleri azalmıştır veya kaybolmuştur. İstek-lerini konuşmaktan ziyade işaretle anlatma eğilimindedirler. Bay-bay yapma, selamlaşma gibi sosyal dav-ranışları yapmazlar. TV seyretmeye (özellikle reklamlara ve müzik klip-lerine) aşırı düşkünlükleri görülmektedir.

3. Yineleyici Davranışlar ve Kısıtlı İlgi Alanları
Oyuncaklarla beklenenin dışında oyun oynadıkları görülür. Özellikle oyuncak arabaların sadece tekerlek-lerine ilgi gösterdikleri görülür. Ça-maşır makinesi gibi dönen cisimlere, zincir ve kolye gibi sallanan objelere aşırı ilgileri bulunmaktadır. Parmak ucunda yürümeleri ve kendi etrafın-da sallanma hareketleri sık şekilde görülmektedir. Sürekli aynı kıyafet-leri giyme, aynı yoldan gitme gibi aynılıkta ısrarları bulunmaktadır.


TEDAVİ
Otizm’in bilinen kesin bir tedavisi bulunmamaktadır. Yapılan araştırmalar sonucunda
Özel Eğitim’in en etkili tedavi yöntemi olduğu saptanmıştır. İyi, kaliteli ve etkin özel eğitim ile Otistik çocuğun bağımsız bir hayata geçmesi hedeflenmektedir.
Özel eğitime ne kadar erken başlanırsa hedefe o kadar yaklaşılmaktadır. Diyet programları ve hiperbarik oksijen tedavisi çeşitli yerlerde alternatif tedavi seçeneği olarak gösterilirken bu konuda kanıtlanmış ve uluslararası kabul
görmüş bir çalışma bulunmamaktadır. Otizm tanısının konulması Çocuk ve Ergen
Psikiyatristleri tarafından yapılmaktadır. Çocuk ve Ergen Psikiyatristleri,
otistik çocukların düzenli takiplerini ve süreç içerisinde ortaya çıkan ek psikiyatrik problemlerin tespitini yapmaktadır. Ailelere de danışmanlık hizmeti verilerek destek olunmaktadır.